|
YURTSEVERLER, SÖZÜM SİZE! |
|
Perşembe, 06 Mayıs 2010 17:40 |
Son zamanlarda ülkemizde yaşanan olayları ne şekilde kaleme alacağımı şaşırmış durumdayım ve hatta yazmaya başladıkça içim yanmaktan öteye geçiyor ve ağlıyorum...Düğüm üstüne düğüm atılmış çözmek ne mümkün! Şu günlerde güzel konulardan bahsetmek, yazmak, çizmek olur şey değil! Ciddi manada düşünüyorum, Kurtuluş Savaş'ında tüm dünya üzerimize geldi yeterli malzeme, teçhizat,silah ve askerimiz yoktu kağnılarla savaşa gittik ama yine de ülkemizi düşmanlardan temizledik öyle değil mi? Haksızsam haksızsın deyin lütfen! Şimdi bunları anlatmak masal gibi geliyor insana! Hissetmek, yaşamak ve görmek lazımdı! Gelin hep beraber bugüne gelelim, ülkemiz 26 yıldır terörle ciddi anlamda mücadele içinde değil mi? Acaba nereye kadar böyle gidecek ve daha ne kadar can yanacak! Ayrıca üzüldüğüm bir başka konuysa bazı insanları, bazı basın ve yayın kuruluşlarını daha duyarlı olmaya davet ediyorum! Nedir duyarlılık, gelişen olaylar karşısında haklı tavrı göstermektir! Örneğin son zamanlarda verdiğimiz şehitler için hangimiz evimizin, işyerimizin ve hatta arabamızın camına Türk bayrağını astık, amaaan bayrak asmakla ne olur demeyin, inanın çok şey oluyor uyumadığımızı anlıyorlar, sizce yeterli değil mi? Dedik ya; bazı basın ve yayın kuruluşlarını haklıdan yana olmaya, şehit verdiğimiz şu günlerde sıradan bir günmüş gibi yazmaya ve program yapmaya değil de, gazete ve televizyon köşelerine en azından bir Türk bayrağı, siyah kurdela vb.sembollerin bulundurulmasını önemle vurguluyoruz! Açıkcası, günde bir saatten fazla televizyon seyretmeyen bir insan olarak, seyrettiğim sadece haberlerde de bu yaklaşımı göremedim! Oysa ki, uyumadığımızı ve tepkimizi belirtmek adına herkes üstüne düşeni az veya çok yapmalı! Hep bananecilik ve umursamazlık olursa durum elbette vahim ötesi olacaktır! İşte o zaman gerçeklerden kaçamazsınız! Hatırlarsanız 2000-2003 yılına kadar ülkemizde terör hemen hemen hiç yok gibiydi nasıl ki, ABD'nin Irak'a müdahale etmesi ve hükümetin "Açılım Politikası" süreci gündeme geldi terör yeniden baş gösterdi hemde tüm hızıyla...Yanılıyor muyum?Açılıma destek verenler neye kanıp, kimin peşine ne amaçla düştünüz anlamadık ki! Yahu bunların amaçları belli (Toprak), biz sizi çözemedik! Bunlara bu kadar taviz neyin nesi, neyin fesi! Dağdan terörist'i indirdik Habur'da davullarla zurnalarla karşıladık, işe aldık ve daha neler neler... Hele şu "Sayın Apo" kelimesi beni yedi bitirdi... Ya Türk olduklarını kabul etmeyip, TBMM'de Türk Milleti'nin ödediği vergilerden maaşlarını alıp oturanlara ne buyurursunuz. Durum vahim hem de çok! Terör ve destekçileri bayrağımız'ın, cumhuriyet'imizin ve asker'imizin katilidir, bu böyle biline...Gerçekten, yaşananlar anlaşılır ve kabul edilir gibi değil! Şimdi daha mı iyi oldu hergün şehit, hergün ağıt... eee ne yapacağız elimiz kolumuz bağlı seyredecek, vatan sağolsun, Allah yakınlarına sabır versin, terör'ü lanetliyoruz deyip işin içinden mi çıkacağız. Artık bunları söylemenin zamanı çoktan geçmiştir, derhal hızlı önlemler alınmalı, daha fazla şehit verilmeden yaşananların önüne set konulmalıdır. En üstten en alta kadar kiminle konuşsam aynı duygu söz konusu, kendini bilen herkes sukuneti korumakla birlikte feryat figan içinde, olmaz böyle bir gidişat deyip lanet yağdırıyorlar! Vicdan sahibi insanlarız, elbette vicdanımız ayaklanıyor...Lafı fazla uzatmadan ve daha nice yazamadıklarımı geride bırakarak, yaklaşık bir hafta önce sabah çalan ilk telefonumun ucundaki değerli arkadaşım Öznur'un tek kelime ile Leman deyip duraksaması ve ardından 5 aylık asker olan amca oğlu Hakkari'de şehit oldu demesiyle her ikimizde telefonun ucunda ağlıyor ancak ikimizde birbirimize yardımcı olamıyorduk. Cümleler durdu ve sadece ağlıyorduk sonrası yanına gitmek istedim ancak Öznur aynı saatte Samsun'a gitmişti. Elbette şehit Selman Özay'ın Samsun'daki baba evine ateş çoktan düşmüştü bile...Orada yaşananlar anlatılır gibi değil, baba Rahim Özay: "Vatan Sağolsun" diyor ama içinde isyanın, öfkenin biri bin parça...Elbette vatan sağolsun ama bu gidişat, gidişat değil! Elinizi vicdanınıza koyun, Selman Özay Hakkari'de şehit oldu ve şehitlerimizden sadece bir tanesi, düşünün bir kere ölen sadece Selman mıydı?  Anne, baba, kardeşler ve tüm yakınları bundan sonraki hayatlarında yaşayan ölü olmaktan öteye geçecekler miydi? "Hayır" kısaca bir şehit değil, onunla birlikte tüm aile fertleri ölüyor, beynimize kazıyalım! Yazık emeklere, bir evlat kolay yetişmiyor ne kahırla büyütülüyor sonra terör'ün zevki uğruna kör kurşuna geliyorlar...Gel de isyan etme! Bakınız, iki ülke savaş halinde olsa herkes savaşsın ve ölen ölsün kalan sağlar bizimdir misali yapalım! Ancak ne var ki, şu durumda savaş hali yok, fakat savaş varmış gibi şehit veriyoruz ya rabbi! Bu devran böyle gelmiş, böyle mi gidecek diyorsunuz, vay halimize vay! Terör'ü lanetliyoruz! Bugün birşeyi daha vurgulamadan geçmek vicdanımla eşleşmeyecek, dolayısıyla Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ı anıyorum. Her üçüde yurtsever, insan haklarına saygılı ve emperyalizme karşı dik duran üç gençti! Şu an aramızdan ayrılışlarının 38. yıldönümü ama onları hiç unutmadık! Hep içimizde yaşadılar! Şehitlerimizde öyle! Peki, şimdi ki vatan hainlerine, bölücülere, yıkıcılara ve yiyicilere hangi durdurma stratejisi uygulanacak! Elbette haklı merak konumuz! Bir Mustafa Kemal daha doğar mı dersiniz? Bekliyoruz!..Türkiye kolay kazanılmadı, kolay kolay da üç-beş çapulcuyla yıkılmayacak! Mutlak, dersiniz verilecek TSK'ya güvenimiz sonsuz devam ediyor! Halkımızın sessiz ama derinden düşünmesi umuduyla, tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyoruz!  YURTSEVERLERİN BAŞI SAĞOLSUN!
 Leman KUZU © İstanbul, 06/05/2010Â
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Â
 |
|
|