|
Bermuda Şeytan üçgeni bu kez Kırgızistan’da (Amerika-Rusya-İsrail) Sovyetler birliği dağıldıktan sonra, Sovyetler idaresinde bulunan 15 ülkeden; Letonya-Litvanya-Estonya-Azerbaycan ve son 3-4 yılda Gürcistan Sovyet idaresinde çıkmış, diğer 10 ülke hala rusların idaresi altında bulunmaktadır. Ukrayna, Moldova, Belarus devletleri zaman zaman Rusların idareciliğinden çıkmaya çalışmaktadırlar. Ancak Ermenistan ve Orta Asya devletleri olan Kazakistan-Türkmenistan-Özbekistan-Kırgızistan ve Tacikistan hiç bir zaman rusların idareciliğinden çıkmayı düşünmemektedirler.
Görüntüde kendilerini özgür olarak belirtmekte olup ama gerçekte öyle olmadığı apaçıktır. Çünkü bu devletlerin özgür olmaya istekleri yok. Bugün Ermenistan hariç diğer devletlerin hepsinde esas dil Rus dilidir. Hattâ bu devletler Tacikistan hariç diğerleri Türk dilli devlet olmasına rağmen kendi ana dillerinde konuşmaya bile utanırlar desek yanlış söylemiş olmayız.
Bu küçük bilgiden sonra bilirim ki, Kırgızistan da meydana gelen olaylar, bazı ileri gelen kişilerin fikrince MANAS askeri havaalanının kullanılmak üzere, ABD ye verilip verilmemesi ile başladığını söylüyorlar. Ama ben tam aksini düşünüyorum… Bana göre, Kırgızistandaki olaylar, Rusya-Amerika-İsrail’in beraber hazırladığı planının sonucudur.
Dünyada olanları yakından izleyen herkes, son yıllarda Türkiye’nin bölgede, müslüman dünyasında ve artık Türk dünyasında da, önemli rol oynadığını iyi bilir. Temeli Rusya’nın Gürcistana açtığı savaşla başlayan hümanist adım daha sonrada İsrail’in Gazze’ye olan savaşıyla devam etti. Dünyayı idare edenlerin karşı çıkmasına bakmayarak,Türkiye yardım siyasetini hálâ yürüttüğü için bugün Kırgızistan’da bu olaylar meydana geldi.
Okuyucu bununla ne alâkası var diyebilir? Ama ben kesinlikle eminim. Her zaman dünyayı idare etmekte ısrarlı olan ABD-İsrail-Rusya hiç bir zaman başka devletleri kendilerinden önde görmek istemezler. Bu onların işine gelmiyor. Bu sebepten dolayı bazen bu devletler birbirine düşman olarak görünseler de arkada her zaman aynıdırlar, her şey göstermeliktir..
Sovyetler döneminde, 70 yıl boyunca bu üçlü ülkenin arasında bazı sorunlar vardı. Ama kesinlikle söylemeliyim ki; son 22 yılda 1988 yılından başlayarak, onlar sadece siyasette ayrı görüntü yarattılar. (Aslında bugün, ABD ve Rusya’da; iktidarları yönetenler , yahudi kökenli amerikan ve rus vatandaşlarıdır). Perdenin arkasında hep beraberler. Kapıda kimin duracağı, savunmaya kimin geçeceği, hücumda kimin olacağını bu üçlü beraber ortak karar verir. İran’a olan Rus desteğinin sonunda planının tutmaması ve rusların çeşitli bahanelerle İran’dan uzaklaşması da dediklerimi doğrular…
Ne ise!... Meseleden uzaklaşmadan Kırgızistan’daki olaylara dönelim.
Bu üç devletin bu bölgede oynadığı oyun, Kırgızlarla Özbekleri karşı karşıya getirdi. Her iki halkda Türk dilli halklar sınıfına aittir. Bundan başka yukarıda belirttiğim gibi Orta Asya’da Kazakistan-Türkmenistan-Özbekistan-Kırgızistan Türk devletleridir.
Bu ülkeler 70 yıldan beri dillerini kaybetme tehlikesi altındadırlar. Bugünde adını belirttiğim devletlerin vatandaşları esasen rus diline meyillidirler. 70 yıldan beri yapılan siyasette, onların rusyaya daha çok meyilli olmasını gösterir. Devlet idarelerinde bile resmî dil olarak Rus dili esas olarak gösterilmektedir.
Ama son zamanlarda meydana gelen olaylar ve Türkiye’nin Türk dilli devletlerle yaptığı siyaset, bazı Türk devletleriyle ortak televizyonun yayımlanması falan artık buraların kendisinin olmasına kesin gözüyle bakan rusları korkuttu. İsrail-Türkiye olaylarından sonrada; dünyada sadece insanlar arasında, Türkiye’nin önemli bir yerde olması, Osmanlı’dan kalan yardım severlik geleneğini yürütmesi bu üç ülke için bir planın hayata geçirilmesine hizmet etti. Ve o plan bugün Kırgızistan da hayata geçirilmektedir. Kesinlikle eminim ki; o plana Rus, Amerikan ve İsrail teşkilatından birileri katılmış, hatta dışarıdaki saldırılar da onlara mahsus olup onlar tarafından gerçekleştirilmiştir .
Benim bu konuda ki düşüncelerime katılmayanlar olabilir. Olsun ben her kesin bu konuda özgürce düşünmesine saygı duyarım. Ama tek bir kelime söyleyeceğim; bugün Kırgızistan’da Rus halkı daha çok bulunmasına rağmen, acaba halk savaşı, neden Ruslarla değil de, Kırgızların; din, dil ve kan kardeşleri olan Özbeklerle çıkıyor? 1988 yılında; Özbekler ile yine o zamanlar Özbekistan’da, şimdi ise Azerbaycanın Aran bölgesinde yaşayan Mehşeti Türklerinin de arasında halk savaşı çıkmıştı. O zamanda sovyetlerin yeni dağılması zamanı ve Sovyet himayesinde bulunan,Türk insanlarının Türkiye ye hayranlığın arttığı bir dönem idi. Bu da Türklüğü gözden çıkarmak için hesaplanmış bir plandı. Görüldüğü gibi, Orta Asya’da Türkün Türk’e karşı karşıya getirilme planı çok rahat çalışır. Bu da Türkiye’ye meyl eden müslümanlara veya diğer hıristiyan devletlerine bir gösteridir: Türkler zaten kendileri kendilerini öldürür. Siz bunlardan ne beklersiniz? Sorunu ortaya atılır.
Bir kelime ile tarif edecek olursak, oldukça mükemmel bir plandır. Ama bence artık cahilliğin taşını atmalı. Cahil insanlarla değil, bilgili insanlarla karar vermeli diye düşünüyorum.
İyi bir siyaset yürütülürse, ABD-Rusya-İsrailin bu planı suya düşmüş olur. Ve olaylar Türkiye’nin ve Türk dünyasının lehine işler. Hali hazırda görünen o ki; Türkiye olaylara sadece küçük açıklama vererek seyirci kalıyor. Ama bence bu konuya, en az Gazze olayına gösterdiği tepki kadar ilgili yaklaşmalı. Araplardan önce büyük Türk dünyasını kendi etrafında birleştirmelidir. Tabiî ki bugün çevresinde toplayabildiği Arap Dünyasını da göz ardı edemez.
Türkiye; zaten “ABD-Israil-Rusya”nın bıraktığı yanlışlar neticesinde, arap ve fars dünyasının çoğunu kendi etrafına toparlayabilmiştir. Ne olursa olsun hiç bir yanlışlığa yol vermeden bunu ileriye götürmelidir.
Hali hazırda; Türk dünyasını da yanında görmesi için şu an Kırgızistan olayına el koymalıdır. Roza Atumbayova, Ruslardan istediği yardıma hayır cevabı aldı. Aslında Roza Rusyanın adamıdır. Hayır cevabı da bir siyaset gereğidir. Ruslar; kendilerini sevmeyen Kırgızlara, olaylarda kendilerinin parmağı olmadığını inandırmak istiyor. Eminim ki ,10 gün içinde, Ruslar Rozanın yalvarışıyla Kırgızistan’a ordu gönderecek. Görüntüde ise; Kırgızlara diyecekki; bakın siz bana yalvardınız geldim. Yoksa bana ne… Ne işiniz varsa görün derdim. Sizlere acıdığım için buradayım. Öyle ki; ben Kırgızistan da istediğim gibi bir hükûmet kurarım diyecek... Bence , bunları göz önüne alan Türkiye, Roza Atumbayova ve geçici hükûmeti, acaba bizden neden yardım istemedi deyip, küsmemeli. Kardeşinin ondan yardım istemesini beklemeden, Gürcistan a ettiği ziyareti, Kırgızistan’a da etmeli. Manevi ve maddi yardımları hemen etmelidir. Bu halde kesinlikle eminim ki, 5 yıla yakın bir sürede, Türkiye Orta Asya’daki 5 devleti, hattâ ileride Afganistan ve ona yakın olan diğer devletleri de kendi birliği altında toplayabilir. Bu birleşmeler zor olabilir ama akıllı siyaset yaparlar ise, Rus-Israil-Amerikan yöneticilerinin bu konuda da ne kadar akılsız bir plan tertip ettiklerini çok yakında ortaya koyacaktır.
SONUÇ: Bence Erdoğan; bu kez sonuna kadar Kırgızların yanındayız demeli. O bu tutumu ile kendi üzerine büyük bir sorumluluk alarak; Tarihe, Türk ve müslüman dünyasını birleştiren bir başkan olarak geçecek.
İktidarlar gelip giderler. Ama yazılan tarih hiçbir zaman silinmez. Bu olaylardan Türkiye neticesini alıp iyi bir siyaset yürütmezse, bence en az orta asya Türklerini bir 100 yıl daha kaybeder. Ve sayın Tayyip Erdoğan’ın hayalini kurduğu müslüman dünyası da hiç bir zaman bir çatı altında toplanamaz. Çünkü yahudi siyaseti bu sefer şöyle çalışır: Onlar; müslümanlara Türk dünyasını göstererek, Türkler o kadar iyi ise neden kendi dil kardeşleri yanlarında değil de siz varsınız? Böyle bir fitne, yahut sinsi yönlendirme siyaseti ile geçmişte olduğu gibi yine İslâm âlemini Türkiye den uzak tutacaklar… Türkiye İslâm Dünyasına giden yolun da Türk Dünyası’ndan geçtiğini unutmamalı..
18 Haziran 2010 – Nigar Almanqızı – presspost.az
 |