|
John Perkins'i okudunuz mu bilmem? "Bir Ekonomik Tetikçi'nin İtirafları" adlı eserin
yazarı. Bu kitabı okuduğumda Yugoslavya aklımdam geçmedi değil! Evet, aynen
Yugoslavya ve aynı konumda olan milletleri anlatıyordu. Taktir edersiniz ki küresel
güçler, kolay kolay pes etmeyen milletleri yola getirmek için bölgesel savaşların ateşini
yakarlar...Şimdi hep beraber ülkemize dönelim; Güneydoğu ateş altında, Hatay, İnegöl,
Şırnak, Diyarbakır, Hakkari ,Van vs.sayarak ilerleyelim...Şırnak'ta devlet adamları
sokakta yürüyemiyor bile...Yakında Karadeniz'e de el atarlarsa şaşırmayın! Sanki CIA
ve MOSSAD deneme yapıyor gibi !?!Hangi bölge daha vatansever, hangisi daha kolay
elde edilebilir! Hangisi değil? Bunun ötesi berisi yok!Bunları gördükçe üzülmemek elde
değil doğrusu! Kısaca Türkiye'de çalkantılı günler giderek arşa tırmanıyor...Sanki herşey
bir film senaryosu, gittikçe sona yaklaşılıyor gibi...Bilemiyorum arkadaşlar, gittikçe iyiye
giden bir yol göremiyorum açıkcası, gören varsa tarif etsin lütfen! Hemen her gün şehit
haberleri, sanki savaştayız!?! Bir yandan balyoz soruşturması, bir yandan Ergenekon
davası, bir yandan referandum tartışması, bir yandan güzel günler vaatleri vs.vs..Eee akan
kanları kim durduracak, akan gözyaşları ne zaman dinecek yada bunların hesabını kim
ödeyecek! Ülkemin askerini, hukukçusunu, bilimcisini, ilimcisini,yazarını tutuklu görmek
istemiyorum!Çünkü ben onlara güveniyorum, lütfen dalımı kırmayın, peki kime güveneyim!?!
Herkes sorgulanıyor, ama bir gerçek var umudum hiç bitmiyor!Hiç kırılmıyor!
Bir "Demokratik Açılım" attınız ortaya ancak ardından gelecekleri hiç mi düşünmediniz!
Bu milletin açılım gibi bir sorunu yoktu, bakınız bu milletin eğitim sorunları var,
sağlık sorunları var, ekonomik sorunları var, işsizlik sorunları var vs.vs. Kısaca
sosyal devlet olmanın gereğini  millet olarak, insanca yaşamak istiyoruz bundan
doğal hakkımız ne olabilir ki? Siz devlet olarak insanlara hizmet işleriyle uğraşın,
yani nasıl yapsamda halkım rahat etse, nasıl yapsamda halkım; Allah devletimizden
 razı olsun dese, siz onun derdine düşün, temel hedefiniz bu olsun...Az laf çok iş
istiyoruz! İnanın millet olarak o kadar yorgunuz ki, neden mi? Sosyal devlet olmanın
gereğini yaşayamıyoruz da ondan! Ben vatandaş olarak vergimi kuruşuna kadar
ödüyorsam, oğlum askerliğini yapıyorsa, bayrağıma saygı duyuyorsam, bunun karşılığını
da hizmet olarak geri almak istiyorum elbette!Efendim, yol-su-elektrik sağlıyoruz daha ne
istiyorsunuz dediğinizi duyar gibiyim!Bunları geçin artık, yeni savaştan çıkmadık! Diğer
ülkeleri gözönüne alacak olursak, diÄŸer ülkeler bırakın insanın konforunu ele almayı,Â
hayvanını bile nasıl rahat yaşatabilirim diye çaba sarf ediyor! Şimdi soruyorum, sizce doğru
olan hangisi? Bana sorarsanız herkes adil bir düzende yaşamalıdır. Devlet bütçesine giren
paralar gerekli yerlerde kullanılmalı! Kısaca eşit dağılım politikası uygulanmalı...
Vatandaşın sağlık ve eğitim sorunu kökünden çözülmeli...Herkesin bir işi ve evi olmalı!
Sosyal hiçbir güvencesi olmayan yaşlı, engelli, çocuk yada yetişkin düşünülmeli!
Hele şu yaşlı, çocuk ve engelliler için çok üzgünüm! Bir çanta gibi, bir eşya gibi ordan
oraya, ordan oraya...Yeter artık...Hangi parti başa gelirse gelsin, halkın sorunlarını
çözecek sistemler üretelim! Bu millete de yazık! Ne zaman nefes alacak! Her gelen
vurup geçiyor, birşeyi vurgulamak isterim; lütfen yanlış yorumlamayalım, tarafsızım, beni
sadece doğrular ve halk için yapılan faydalı hizmetler ilgilendiriyor, şu an ki hükümetin
KDV'yi düşürmesi, saÄŸlık sorununu az da olsa çözüme ulaÅŸtırması, vatandaşı biraz olsunÂ
sevindirmiştir. İşte bu ve bunun gibi hizmetler bekliyoruz! Geçenlerde bir haber
programında izledim; İstanbul Kadıköy Belediyesi kendi imkanlarıyla engelliler için ücretsiz,
80 kişilik hekim kadrosuyla bir diş polikliniği kurmuş. Altında hiçbir menfaat gözetmeksizin,
amaç halka hizmet! Bu arada, doğu'nun incisi Iğdır,Tuzluca Belediyesi'nin de maddi imkanlarının
çok kısıtlı olmasına rağmen faydalı işler yaptığını da gözardı etmek mümkün değil, nikah törenleri
ve sünnet şölenleri düzenleyerek halka hizmetin üstünlüğünü, mutluluÄŸunu yaÅŸamış ve yaÅŸatmıştır!Â
Dolayısıyla her iki belediye'ye de yürekten teşekkür ediyoruz...Tabii, duyduğumuz kadarını
bildiriyoruz!Eminiz ki, diğer belediyelerinde faydalı çalışmaları vardır...Anlatmak istediğim,
bananeci olmayalım, olaylar ve kişiler bizi yakından ilgilendirsin... Hele makam sahibiysen ve
hele halkın oyuyla oralara gelmişsen, ben bir düşünüyorsam sen beş düşüneceksin..Kısaca,
herkes imkanı doğrultusunda az yada çok birşeyler yapmalı ve bu kervan böyle yürümeli...
Tek taraflı hiçbir şey olmaz.... Anlayacağınız bu işler ancak bu şekilde kıvama gelir! Hep
bana, hep bana olmaz! Lütfen her insana eşit mesafede yaklaşın!
Yani herkese yardımcı olun! Bırakın bu kayırmacılığı yok yakınımdır, yok hemşehrimdir,
yok akrabamdır, yok partilimdir, yok benimle aynı görüştedir vs.Yol verin herkes yürüsün.
Lütfen her sözünüzde, her davranışınızda insanlara psikolojik baskı uygulamayın...
Gördüğümüz kadarıyla , hukuk baskı altında, yargı baskı altında, meclis baskı altında,Â
yayın organları baskı altında, işçi-memur hep baskı altında...Biliyoruz arkanızda dağ
gibi emperyalizm var! Eee, güvenilen dağlara birgün kar yağacağı da herkesce biline!
Ayrıca diğer önemli bir konuysa  Anayasa değişikliği; Durun! Artık söz milletin! Büyük
güne de az kaldı...12 Eylül, eskinin acısı, yeninin mutluluğu olur inşallah! O halde bizde
değişikliğe sunulan Anayasa paketi hakkında az-çok görüşlerimizi sunalım! Öncelikle
şunu belirtmek isterim, elli milyon civarında oy kullanacak olan halkımızın yüzde kaçı
Anayasa'nın değiştirilmesi için önerilen maddeler hakkında bilgi sahibi! Tamam hemen
hergün Anayasa maddelerinin değiştirilmesi için referandum' a gidileceği haberlerini takip
ediyoruz ancak halkımızın yüzde kaçı bu ekonomik sıkıntılar içinde referandumu
konuşuyor, ayrıca daha da vahim olan bu ülkede Anayasa'nın ne demek olduğunu bile
bilmeyen vatandaşlarımız var.Lütfen bu söylediklerim yanlış anlaşılmasın, doğruya doğru
diyelim, yanlışa yanlış! Kızdığım tek şey, insanımızı bilinçsiz yaşamak zorunda bıraktıran
sistemlere ve yöneticilere sitem ediyorum! Ve iddia ediyorum, bu referandumun ne
olduğunu, ne getireceğini ve ne götüreceğini büyük bir çoğunluğumuz bilmiyor ancak
hepimiz oy kullanma hakkına sahibiz. İşte işin üzücü ve yakıcı tarafıda bu...
Kısa bir hatırlatma yapacak olursak; Hepimizin bildiği gibi idari yapısına göre
devletler ikiye ayrılıyor;
1- Üniter (tek) devlet
2- Karma devlet (Eyaletler ve Federasyon)
Anayasamız'ın 3.maddesine göre; "Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir
bütündür" yani milletin bölünmez bir bütün olması eyaletlere ayrılmaması, bölünmemesi
ve üniter devlet olması gereğini savunur! Kısaca TEK DEVLET!?! Bilmem anlatabildim
mi? Aslına bakarsanız bu referandum, seçimler için bir anket niteliğinde, yani nabız
yoklama gibi! 4867 ve 4868 sayılı ikiz yasalar'ın uygulanmasında da bir ölçüt olacak!
Varın gerisini siz düşünün! Havanın bu denli sıcağında ve tatil mevsiminde, değerli
vaktinizi okumayla geçirdiğiniz için tüm dost okurlarıma yürekten teşekkür ediyorum!
İyi ki varsınız! Ve bende sizler için varım! Zaman yaklaşıyor, referandum'a az kaldı
HAYIR'lı  günler diliyorum hepinize!!!
Â
Leman KUZU ©  İstanbul, 28/07/2010 Â
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
 |