Amac Dogruyu Bulmak
Cumartesi, 31 Temmuz 2010 11:25

John Perkins'i okudunuz mu bilmem? "Bir Ekonomik Tetikçi'nin İtirafları" adlı eserin

yazarı. Bu kitabı okuduğumda Yugoslavya aklımdam geçmedi değil! Evet, aynen

Yugoslavya ve aynı konumda olan milletleri anlatıyordu. Taktir edersiniz ki küresel

güçler, kolay kolay pes etmeyen milletleri yola getirmek için bölgesel savaşların ateşini

yakarlar...Şimdi hep beraber ülkemize dönelim; Güneydoğu ateş altında, Hatay, İnegöl,

Şırnak, Diyarbakır, Hakkari ,Van vs.sayarak ilerleyelim...Şırnak'ta devlet adamları

sokakta yürüyemiyor bile...Yakında Karadeniz'e de el atarlarsa şaşırmayın! Sanki CIA

ve MOSSAD deneme yapıyor gibi !?!Hangi bölge daha vatansever, hangisi daha kolay

elde edilebilir! Hangisi değil? Bunun ötesi berisi yok!Bunları gördükçe üzülmemek elde

değil doğrusu! Kısaca Türkiye'de çalkantılı günler giderek arşa tırmanıyor...Sanki herşey

bir film senaryosu, gittikçe sona yaklaşılıyor gibi...Bilemiyorum arkadaşlar, gittikçe iyiye

giden bir yol göremiyorum açıkcası, gören varsa tarif etsin lütfen! Hemen her gün şehit

haberleri, sanki savaştayız!?! Bir yandan balyoz soruşturması, bir yandan Ergenekon

davası, bir yandan referandum tartışması, bir yandan güzel günler vaatleri vs.vs..Eee akan

kanları kim durduracak, akan gözyaşları ne zaman dinecek yada bunların hesabını kim

ödeyecek! Ülkemin askerini, hukukçusunu, bilimcisini, ilimcisini,yazarını tutuklu görmek

istemiyorum!Çünkü ben onlara güveniyorum, lütfen dalımı kırmayın, peki kime güveneyim!?!

Herkes sorgulanıyor, ama bir gerçek var umudum hiç bitmiyor!Hiç kırılmıyor!

Bir "Demokratik Açılım" attınız ortaya ancak ardından gelecekleri hiç mi düşünmediniz!

Bu milletin açılım gibi bir sorunu yoktu, bakınız bu milletin eğitim sorunları var,

sağlık sorunları var, ekonomik sorunları var, işsizlik sorunları var  vs.vs. Kısaca

sosyal devlet olmanın gereğini  millet olarak, insanca yaşamak istiyoruz bundan

doğal hakkımız ne olabilir ki? Siz devlet olarak insanlara hizmet işleriyle uğraşın,

yani nasıl yapsamda halkım rahat etse, nasıl yapsamda halkım; Allah devletimizden

 razı olsun dese, siz onun derdine düşün, temel hedefiniz bu olsun...Az laf çok iş

istiyoruz! İnanın millet olarak o kadar yorgunuz ki, neden mi? Sosyal devlet olmanın

gereğini yaşayamıyoruz da ondan!  Ben vatandaş olarak vergimi kuruşuna kadar

ödüyorsam, oğlum askerliğini yapıyorsa, bayrağıma  saygı duyuyorsam, bunun karşılığını

da hizmet olarak geri almak istiyorum elbette!Efendim, yol-su-elektrik sağlıyoruz daha ne

istiyorsunuz dediğinizi duyar gibiyim!Bunları geçin artık, yeni savaştan çıkmadık! Diğer

ülkeleri gözönüne alacak olursak, diğer ülkeler bırakın insanın konforunu ele almayı, 

hayvanını bile nasıl rahat yaşatabilirim diye çaba sarf ediyor! Şimdi soruyorum, sizce doğru

olan hangisi? Bana sorarsanız herkes adil bir düzende yaşamalıdır. Devlet bütçesine giren

paralar gerekli yerlerde kullanılmalı! Kısaca eşit dağılım politikası uygulanmalı...

Vatandaşın sağlık ve eğitim sorunu kökünden çözülmeli...Herkesin bir işi ve evi olmalı!

Sosyal hiçbir güvencesi olmayan yaşlı, engelli, çocuk yada yetişkin düşünülmeli!

Hele şu yaşlı, çocuk ve engelliler için çok üzgünüm! Bir çanta gibi, bir eşya gibi ordan

oraya, ordan oraya...Yeter artık...Hangi parti başa gelirse gelsin, halkın sorunlarını

çözecek sistemler üretelim! Bu millete de yazık! Ne zaman nefes alacak! Her gelen

vurup geçiyor, birşeyi vurgulamak isterim; lütfen yanlış yorumlamayalım, tarafsızım, beni

sadece doğrular ve halk için yapılan faydalı hizmetler ilgilendiriyor, şu an ki hükümetin

KDV'yi düşürmesi, sağlık sorununu az da olsa çözüme ulaştırması, vatandaşı biraz olsun 

sevindirmiştir. İşte bu ve bunun gibi hizmetler bekliyoruz! Geçenlerde bir haber

programında izledim; İstanbul Kadıköy Belediyesi kendi imkanlarıyla engelliler için ücretsiz,

80 kişilik hekim kadrosuyla bir diş polikliniği kurmuş. Altında hiçbir menfaat gözetmeksizin,

amaç halka hizmet! Bu arada, doğu'nun incisi Iğdır,Tuzluca Belediyesi'nin de maddi imkanlarının

çok kısıtlı olmasına rağmen faydalı işler yaptığını da gözardı etmek mümkün değil, nikah törenleri

ve sünnet şölenleri düzenleyerek halka hizmetin üstünlüğünü, mutluluğunu yaşamış ve yaşatmıştır! 

Dolayısıyla her iki belediye'ye de yürekten teşekkür ediyoruz...Tabii, duyduğumuz kadarını

bildiriyoruz!Eminiz ki, diğer belediyelerinde faydalı çalışmaları vardır...Anlatmak istediğim,

bananeci olmayalım, olaylar ve kişiler bizi yakından ilgilendirsin... Hele makam sahibiysen ve

hele halkın oyuyla oralara gelmişsen, ben bir düşünüyorsam sen beş düşüneceksin..Kısaca,

herkes imkanı doğrultusunda az yada çok birşeyler yapmalı ve bu kervan böyle yürümeli...

Tek taraflı hiçbir şey olmaz.... Anlayacağınız bu işler ancak bu şekilde kıvama gelir! Hep

bana, hep bana olmaz! Lütfen her insana eşit mesafede yaklaşın!

Yani herkese yardımcı olun! Bırakın bu kayırmacılığı yok yakınımdır, yok hemşehrimdir,

yok akrabamdır, yok partilimdir, yok benimle aynı görüştedir vs.Yol verin herkes yürüsün.

Lütfen her sözünüzde, her davranışınızda insanlara psikolojik baskı uygulamayın...

Gördüğümüz kadarıyla , hukuk baskı altında, yargı baskı altında, meclis baskı altında, 

yayın organları baskı altında, işçi-memur hep baskı altında...Biliyoruz arkanızda dağ

gibi emperyalizm var! Eee, güvenilen dağlara birgün kar yağacağı da herkesce biline!

Ayrıca diğer önemli bir konuysa  Anayasa değişikliği; Durun! Artık söz milletin! Büyük

güne de az kaldı...12 Eylül, eskinin acısı, yeninin mutluluğu olur inşallah! O halde bizde

değişikliğe sunulan Anayasa paketi hakkında az-çok görüşlerimizi sunalım! Öncelikle

şunu belirtmek isterim, elli milyon civarında oy kullanacak olan halkımızın yüzde kaçı

Anayasa'nın değiştirilmesi için önerilen maddeler hakkında bilgi sahibi! Tamam hemen

hergün Anayasa maddelerinin değiştirilmesi için referandum' a gidileceği haberlerini takip

ediyoruz ancak halkımızın yüzde kaçı bu ekonomik sıkıntılar içinde referandumu

konuşuyor, ayrıca daha da vahim olan bu ülkede Anayasa'nın ne demek olduğunu bile

bilmeyen vatandaşlarımız var.Lütfen bu söylediklerim yanlış anlaşılmasın, doğruya doğru

diyelim, yanlışa yanlış! Kızdığım tek şey, insanımızı bilinçsiz yaşamak zorunda bıraktıran

sistemlere ve yöneticilere sitem ediyorum! Ve iddia ediyorum, bu referandumun ne

olduğunu, ne getireceğini ve ne götüreceğini büyük bir çoğunluğumuz bilmiyor ancak

hepimiz oy kullanma hakkına sahibiz. İşte işin üzücü ve yakıcı tarafıda bu...

Kısa bir hatırlatma yapacak olursak; Hepimizin bildiği gibi idari yapısına göre

devletler  ikiye ayrılıyor;

1- Üniter (tek) devlet

2- Karma devlet (Eyaletler ve Federasyon)

Anayasamız'ın 3.maddesine göre; "Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir

bütündür" yani milletin bölünmez bir bütün olması eyaletlere ayrılmaması, bölünmemesi

ve üniter devlet olması gereğini savunur! Kısaca TEK DEVLET!?! Bilmem anlatabildim

mi? Aslına bakarsanız bu referandum, seçimler için bir anket niteliğinde, yani nabız

yoklama gibi! 4867 ve 4868 sayılı ikiz yasalar'ın uygulanmasında da bir ölçüt olacak!

Varın gerisini siz düşünün! Havanın bu denli sıcağında ve tatil mevsiminde, değerli

vaktinizi okumayla geçirdiğiniz için tüm dost okurlarıma yürekten teşekkür ediyorum!

İyi ki varsınız! Ve bende sizler için varım! Zaman yaklaşıyor, referandum'a az kaldı

HAYIR'lı  günler diliyorum hepinize!!!

 

Leman KUZU ©  
İstanbul, 28/07/2010  

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yazın
Yorum ekleyebilmeniz için giriş yapmanız gerekiyor. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kayıt olun.

busy